
İstanbul'da üç gün: Sultanahmet, Galata ve Anadolu yakası rotası
İstanbul'u üç güne sığdırmak zordur. Sultanahmet, Galata ve Anadolu yakasını acele etmeden görebileceğiniz bir rota hazırladık. Tarihi Yarımada derli topludur: başlıca görülecek yerler iki kilometrelik bir yarıçap içinde yer alır ve hızlı tramvay bunları dakikalar içinde birbirine bağlar (haritaya bakın).
Topkapı Sarayı biletlerini ve Yerebatan Sarnıcı biletlerini önceden almak en iyisidir; Ayasofya'nın giriş prosedürünü ise seyahatinizden önce resmi web sitesinden kontrol etmeye değer (09/2026 itibarıyla). Aşağıda ulaşım ayrıntılarını, her yerin dürüstçe olumsuz yanını ve üç günün her biri için hazır bir plan bulacaksınız.
Reklam: bu makale ortaklık bağlantıları içerir ve bunlar üzerinden rezervasyon yaparsanız komisyon kazanırız. Size ek bir maliyeti yoktur.
1. Gün: Sultanahmet ve Boğaz
💡 Kısaca:
- Sultanahmet yürünebilir bir bölge: Ayasofya, Mavi Cami, Topkapı ve hamam aynı mahallede.
- Yeraltı sarnıçları, saray ile akşam vapuru arasına rahatça sığar.
- Akşamı suyun üstünde geçirin: bir Boğaz turu, ilk günü ekstra zahmete girmeden tamamlar.
- Gidmeden önce fiyatları ve açılış saatlerini Milli Saraylar web sitesinden kontrol edin.
İlk gününüzü, şehrin Boğaz ile Marmara Denizi arasındaki burun üzerindeki tarihi çekirdeği olan Sultanahmet'te geçiriyorsunuz. Bütün önemli noktalar birbirine yakın: Ayasofya'dan Topkapı'ya gitmek, acele etmeden yürüdüğünüzde on dakika sürer (haritada). Açılış saatinde başlayın, yoksa öğlene doğru girişteki kuyruk blokları dolaşır ve planlarınızın yarısını ertelemek zorunda kalırsınız.
Ayasofya
© Kecags · CC BY-SAFotoğraf: Kecags, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsAyasofya, 6. yüzyılda İmparator I. Justinianus döneminde inşa edildi ve yaklaşık bin beş yüz yıldır eski şehrin ana simgesi olmayı sürdürüyor. Devasa kubbesi, ince minareleri ve duvarlarındaki Arapça hat sanatı, Hristiyan mozaikleriyle bir arada duruyor. Bir zamanlar patrik katedrali, cami, defin yeri ve müze olarak kullanılmış bir binanın içinde duruyorsunuz.
2020'den bu yana yeniden ibadete açık bir cami, bu yüzden ziyaret kuralları ve açılış saatleri birkaç kez değişti. Ziyaretinizden önce resmi müze ve cami sayfasını açın (09/2026 itibarıyla): Kültür ve Turizm Müdürlüğü. Namaz vakitlerinde turistler içeri alınmaz ve herkesle birlikte yan kapıda beklemek zorunda kalırsınız.
- Giriş: resmi web sitesini kontrol edin, ziyaret prosedürü her sezon değişiyor.
- Ulaşım: hafif raylı sistemle Sultanahmet durağı, ardından iki dakika yürüyüş.
- Püf noktası: girişteki kuyruk saat saat uzuyor, tam açılışta gelin.
Mavi Cami
© Karelj · CC BY-SAFotoğraf: Karelj, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/3.0), Wikimedia CommonsAyasofya'nın karşısında, meydanın öbür tarafında Mavi Cami, diğer adıyla Sultan Ahmet Camii yükseliyor. Altı minaresi ve süslemelerindeki mavi İznik çinileri, onu şehrin en tanınmış siluetlerinden biri haline getirmiş. İnşaatı 17. yüzyılın başlarında, İznik çini atölyelerinin en parlak döneminde tamamlandı.
İçeride, camiye ikinci adını veren on binlerce çini göreceksiniz. Girişte standart kurallar geçerli: ayakkabılar çıkar, kadınlara başörtüsü verilir ve omuzlarla dizleri önceden örtmeniz en iyisidir. Erkekler alt katta, kadınlar ikinci katta ibadet eder, bu yüzden namaz vakitlerinde bazı bölümler ziyaretçilere kapalıdır.
- Giriş: ücretsiz, ancak namaz vakitlerinde ziyaretçi alınmaz.
- Ulaşım: Ayasofya ile aynı Sultanahmet tramvay durağı.
- Püf noktası: namaz sırasında fotoğraf çekmek yasak, ekipman çantanızda kalmalı.
Hürrem Sultan Hamamı
© Yair Haklai · CC BY-SAFotoğraf: Yair Haklai, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia Commonsİki büyük caminin arasında, şehrin tarihi hamamlarından biri olan Hürrem Sultan Hamamı'nı bulacaksınız. 16. yüzyılın ortalarında, Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem için, antik Zeuxippus Hamamları'nın bulunduğu yerde inşa edildi. Ondan önce aynı duvarlar bir hapishaneye, bir depoya ve bir mahkemeye ev sahipliği yapmıştı.
Bugün kadın ve erkek bölümleri birbirinin aynısı ve ziyaretçiler farklı sürelerde birkaç program arasından seçim yapabiliyor. İlk kırk beş dakikada kese ile ovulursunuz, ardından peeling, kil maskeleri ve aromatik yağlarla köpük banyosu gelir. En uzun program neredeyse iki saat sürer. Sonunda kar beyazı bir havl uya sarılır ve Osmanlı şerbeti ikram edilir.
- Giriş: programlar ücretlidir, fiyat rezervasyon sırasında verilir.
- Gelenek: yerliler sabah gelir, akşama doğru salonları turistler doldurur.
- Ulaşım: tramvayla Sultanahmet, giriş Ayasofya meydanı tarafından.
- Püf noktası: rezervasyon olmadan giremezsiniz, akşam saatleri önce dolar.
Topkapı Sarayı
© Jorge Láscar from Australia · CC BYFotoğraf: Jorge Láscar from Australia, CC BY (https://creativecommons.org/licenses/by/2.0), Wikimedia CommonsTopkapı, Boğaz'ın Marmara Denizi'yle buluştuğu burun üzerinde yer alır. Bu bölgede Neolitik döneme kadar uzanan bir yerleşim vardı, sonraları Bizans Konstantinopolis'i burada büyüdü ve sarayın ilk taşı 15. yüzyılın ikinci yarısında konuldu. Yirmi beş padişah ülkeyi buradan yönetti ve Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi burada şekillendi.
Saray adını, hâlâ ana giriş olarak hizmet veren Top Kapısı'ndan alır ve kapının ötesinde kompleksin en büyük avlusu açılır. Daha ileride, Süleyman ile Hürrem'in hikâyesinin geçtiği harem ve taht salonuna girersiniz. Saray 1920'lerin başında müze oldu ve o zamandan beri silah, porselen ve Hristiyan kutsal emanetlerinden oluşan bir koleksiyon sergiliyor.
Ayrıca şehrin en eski Hristiyan bazilikalarından biri olan Aya İrini Kilisesi özel ilgiyi hak ediyor: apsiste altın zemin üzerine siyah bir haç mozaiği korunmuş ve kilise Ayasofya'dan bile eski.
- Giriş: ücretli, harem bileti ayrı ya da sarayla birlikte satılır.
- Ulaşım: tramvayla Gülhane veya Sultanahmet durakları, ardından Divan Yolu caddesinden yukarı.
- Önceden bilet: GetYourGuide'da Topkapı Sarayı biletleri
- Püf noktası: kapanış günleri değişti, ziyaretinizden önce sarayın resmi web sitesini kontrol edin.
Sarayın altında, eski yapılara giden Bizans geçitleri hâlâ mevcut ve bir zamanlar mahkumlar kapı kulelerinde infazı beklerdi: cellat odaları da ziyarete açık. Onlarca salon arasında kaybolmamak için sesli rehber alın ya da bir rehberle gezin, yoksa isimlerin yarısı size hiçbir şey ifade etmez.
Yerebatan Sarnıcı
© Ray Swi-hymn from Sijhih-Taipei, Taiwan · CC BY-SAFotoğraf: Ray Swi-hymn from Sijhih-Taipei, Taiwan, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/2.0), Wikimedia CommonsEski kentin altında bambaşka bir yeraltı dünyası saklı ve bunun en ünlü salonu Yerebatan Sarnıcı. Sarnıç, 6. yüzyılda Justinianus döneminde kayaya oyulmuş: üç katlı bir bina yüksekliğindeki yüzlerce sütun, bir zamanlar Büyük Saray'ın içme suyunu tutan tonozu taşıyor. Yapının tam adı Basilica Cistern, yani Yerebatan.
Sarnıç, 16. yüzyılın ortasında Fransız gezgin Pierre Gilles tarafından yeniden keşfedilmiş; Gilles, yerlilerin yeraltı kuyularından su çektiğini fark etmiş. Ondan önce sarnıç birkaç yüzyıl boyunca tamamen unutulmuştu. Bugün ahşap platformlar boyunca yürüyüp iki Medusa başının yanından geçiyor, Dilek Havuzu'na göz atıyor ve salonda yankılanan klasik müzik konserlerini dinliyorsunuz.
- Giriş: ücretli, biletler sabit bir saat dilimiyle satılıyor.
- Ulaşım: Sultanahmet'e tramvay, giriş Ayasofya'nın karşısında.
- Püf noktası: kuyruk yavaş ilerliyor, bu yüzden sabah ya da geç akşam saatlerinden birini ayırtın.
Theodosius Sarnıcı
© Izabela Miszczak · CC BY-SAFotoğraf: Izabela Miszczak, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsTheodosius Sarnıcı (Şerefiye Sarnıcı), Yerebatan Sarnıcı'ndan yalnızca yüz yıl daha eski, ancak ziyarete oldukça yakın bir tarihte açıldı. Sarnıç, Eminönü'ndeki eski belediye binasının yıkımı sırasında keşfedilmiş, restore edilmiş ve üzeri cam bir pavyonla kapatılmış; bu sayede içerisi aydınlık ve kuru. Su buraya Valens Su Kemeri'nden sağlanıyordu.
İçeride aydınlatılmış sütunları, kentin kırk sarnıcını anlatan küçük bir sergiyi görebilir, cumartesileri ise antik duvarlara yansıyan ışık gösterileri eşliğinde akustik konserlere denk gelebilirsiniz. Burası komşusuna göre belirgin biçimde daha sessiz ve sakin, ama aynı zamanda daha küçük.
- Giriş: ücretli, biletler yerinde ve online satılıyor.
- Ulaşım: Çemberlitaş'a tramvay, ardından Piyer Loti Cd. boyunca.
- Püf noktası: salon sayısı az ve ziyaret yaklaşık yarım saat sürüyor.
Akşam Boğaz turu
© Tarikkaanmuslu · CC BY-SAFotoğraf: Tarikkaanmuslu, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsGünü suyun üzerinde bitirmenin en iyi yolu bu. Vapurlar Eminönü iskelesinden kalkıyor ve sarayların, camilerin, ahşap yalıların önünden geçiyor; yanlarından herhangi bir seyir terasından olduğundan çok daha yakından geçiyorsunuz. Akşam turu birkaç saat sürüyor ve genellikle halk oyunları ile müzik eşliğinde akşam yemeği içeriyor.
Yemek yerine kenti görmek istiyorsanız gündüz turuna çıkın: boğazın en ucundaki Anadolu Kavağı köyünde verilen arayla altı saatlik bir yolculuk size tüm Boğaz'ı gösterir. Avrupa yakasının ve köprülerin en güzel manzarası için sancak tarafında bir yer kapın.
- Giriş: biletleri iskeleden ya da online alın, akşam yemeği tüm turlara dahil değil.
- Ulaşım: Eminönü'ne tramvay, ardından duraktan iskeleye beş dakikalık yürüyüş.
- Püf noktası: akşam yemekli turlar gündüz turlarından belirgin biçimde daha pahalı.
İlk gününüzü şöyle planlayın: sabahı Sultanahmet'te geçirin, akşama kadarki zamanı saray kompleksi ve yeraltı sarnıçları için kullanın, gün batımından önce vapura binin. Görülecek yerler arasında Gülhane Parkı'nın yakınında kolayca bir şeyler atıştırabilirsiniz; eski kent boyunca uzanan tramvay hattı da burada başlıyor.
Namaz vakitlerini aklınızda tutun: Ayasofya ve Sultanahmet Camii günde birkaç kez ziyaretçilere kapılarını kapatıyor, bu yüzden katı bir program yapmamak en iyisi. Saray ve sarnıçlar için sabah saatlerini ayırtın, akşamınız Boğaz için boş kalsın.
2. Gün: Kapalıçarşı, Galata ve Taksim
İkinci gün doyurucu bir başlangıçla açılıyor. Onlarca küçük tabaktan oluşan bir Türk kahvaltısı neredeyse iki saat sürer ve bu yavaş servis değil, yerel geleneğin bir parçasıdır. Ardından Gülhane Parkı çevresindeki müzelerden Kapalıçarşı yürüyerek Süleymaniye Camii'ne tırmanır, akşamı da Galata Kulesi yakınındaki İstiklal Caddesi'nde tamamlarsınız.
Arkeoloji Müzesi
© Dosseman · CC BY-SAFotoğraf: Dosseman, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsArkeoloji Müzesi üç koleksiyonu bir araya getirir: arkeoloji koleksiyonunun kendisi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk. Ziyaret için yaklaşık üç saat ayırmalısınız, aksi halde en ilginç bölümlerin önünden hızla geçersiniz. Kompleks Eminönü'nde, Topkapı ve Gülhane Parkı'nın yanında yer alır, dolayısıyla ikinci güne başlamak için elverişli bir noktadır. Sergi etiketleri İngilizce ve sesli rehber yok.
Müzenin fikri, Türk eski eserlerinin korunması için mücadele veren sanatçı Osman Hamdi Bey'den çıkmıştır. Koleksiyonu oluşturacak ilk eser bir lahit olmuş, binanın kendisi de başlangıçta lahitler müzesi olarak adlandırılmıştır. Bugün burada bir milyondan fazla obje bulunur: orijinal Sayda Lahdi, Büyük İskender ve Zeus büstleri, Bergama'daki Zeus Sunağı'ndan parçalar ve Hipodrom meydanındaki Yılanlı Sütun'un başı.
- Giriş: ücretli, bilet kompleksteki üç binanın tamamını kapsar.
- Ulaşım: Gülhane veya Sultanahmet duraklarına tramvay.
- Püf noktası: öğle yemeğinden sonra tur grupları art arda gelir, bu yüzden sabahlar daha sakindir.
Mozaik Müzesi
© Ninara · CC BYFotoğraf: Ninara, CC BY (https://creativecommons.org/licenses/by/2.0), Wikimedia CommonsMozaik Müzesi, Bizans imparatorlarının Büyük Sarayı'nın zeminini ortaya çıkaran kazılardan doğmuştur. Mozaikler sarayın galerisini süslüyordu ve sonraları aynı alanda on üçüncü yüzyılda yıkılana kadar bir çarşı yer aldı. İlk ziyaretçiler restore edilmiş panoları 1950'lerde gördü ve koleksiyon o günden bu yana neredeyse hiç değişmedi.
Sergi iki küçük salonda yer alır ve Justinianus dönemine tarihlenir. Konular Hristiyan olmaktan çok klasiktir: hayvan avları, hasat sahneleri, savaş sahneleri. Salonlar çok küçük olduğundan ve mozaikleri neredeyse kolunuzun uzunluğunda incelediğiniz için antik ustaların işçiliğinin kalitesini yakından takdir edersiniz.
- Giriş: ücretli, biletler yerinde alınır.
- Ulaşım: girişi Arasta Çarşısı'nın tezgahları arasında veya Torun Sk. tarafından arayın.
- Püf noktası: iki salon yirmi dakikada görülebilir, bu yüzden buraya özel bir gezi düzenlemeye değmez.
Kapalıçarşı
© qwesy qwesy · CC BYFotoğraf: qwesy qwesy, CC BY (https://creativecommons.org/licenses/by/3.0), Wikimedia CommonsKapalıçarşı için sık sık şehir içinde bir şehir denir ve bu neredeyse doğrudur. Çatısının altında onlarca sokak, binlerce dükkan, atölye, cami, dinlenmek için çeşme, kafe ve hatta bir okul bulunur. Bölge kabaca iki tarihi kısma ayrılır: Sandal Bedesteni ve sütunlarla kubbelerin yer aldığı İç Bedesten.
Ticaret mahallelere göre düzenlenmiştir: ayrı sokaklar halılara, deriye, mücevhere, seramiğe ve kumaşlara ayrılmıştır. Osmanlı döneminde burada bankalar ve borsalar faaliyet gösterir, çarşıya on sekiz kapı açılırdı ve başlıcaları Mağribi tarzda inşa edilmişti. "Kapalı çarşı" adını, kapıların şafaktan akşam karanlığına kadar açık tutulmasından almıştır.
- Giriş: ücretsiz, antikalar dışında hemen her yerde pazarlık yapmak uygundur.
- Ulaşım: Beyazıt veya Kapalıçarşı durağına tramvay.
- Püf noktası: çarşı pazar günleri kapalıdır ve cumartesileri özellikle kalabalıktır.
Yan kapılardan değil, Mağribi tarzdaki ana kapılardan girin: böylece hemen sütunlu ve kubbeli orta bölümde kendinizi bulursunuz. Burada pazarlık adettendir, ama sakin kalın: fiyatlar pay bırakılarak söylenir, bu yüzden yarısından başlayın ve nezaketi elden bırakmayın.
Süleymaniye Camii
© Giorgio Galeotti · CC BY-SAFotoğraf: Giorgio Galeotti, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsEski şehrin tepelerinden birinde, İstanbul'un en büyüklerinden biri olan Süleymaniye Camii yükselir. Osmanlı İmparatorluğu'nun altın çağında, on altıncı yüzyılın ortasında Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle inşa edilmiştir. Dört minare ve şerefeleri padişahın saltanatındaki olayları yansıtır, caminin vitrayları ise Sarhoş lakabıyla anılan bir usta tarafından yapılmıştır.
Külliye medreseler, bir kütüphane, mutfaklar ve Süleyman'ın kendisinin, Hürrem'in ve sonraki hükümdarların gömülü olduğu eski bir mezarlığı içerir. Hürrem ve Süleyman'ın türbeleri sekizgen kümbetler olarak inşa edilmiştir ve içlerini bir pencereden görürsünüz. Cami ibadete açıktır, bu yüzden namaz sırasında giremezsiniz; diğer zamanlarda turistler yan kapıdan alınır.
- Giriş: ücretsiz, omuzlarınızı ve dizlerinizi önceden örtün.
- Ulaşım: Eminönü'ne tramvay, ardından Prof. Sıddık Sami Onar Cd. boyunca yukarı.
- Püf noktası: caminin yanındaki seyir terası her zaman açık değildir, bu yüzden erişimi yerinde kontrol etmeniz gerekir.
Taksim Meydanı
© TheRunnerUp · CC BY-SAFotoğraf: TheRunnerUp, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsTaksim, eski İstanbul ile modern semtler arasındaki sınırdır ve aynı zamanda şehrin kutlamalar ve toplanmalar için ana meydanıdır. Adı "dağıtım" anlamına gelir: şehrin su şebekesine su buradan dağıtılırdı. Alan bir zamanlar bir Ermeni mezarlığıydı ve sonraları meydan, 1970'lerdeki trajik olaylara tanıklık etti; bunlar anma plaketleriyle hatırlanır.
Bugün meydan oteller, restoranlar ve ulaşım merkezleriyle çevrilidir ve Avrupa yakasında bir yürüyüş için elverişli bir başlangıç noktasıdır. Doğu tarafında konser salonlarıyla Atatürk Kültür Merkezi yer alır, merkezde ise cumhuriyetin kurucularının bulunduğu Cumhuriyet Anıtı yükselir. Kutsal Üçlü Kilisesi yakındadır.
- Giriş: ücretsiz.
- Ulaşım: Taksim durağına otobüsler ve metro, burası aynı zamanda tarihi tramvayın son durağıdır.
- Püf noktası: meydan akşamları gürültülüdür, bu yüzden sabahlar daha sakindir.
İstiklal Caddesi
© Robot8A · CC BY-SAFotoğraf: Robot8A, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia Commonsİstiklal, "Bağımsızlık Caddesi" anlamına gelir ve Taksim'den Galata semtine kadar yaklaşık bir buçuk kilometre boyunca uzanır (haritada). Biçimsel olarak tipik bir Avrupa semtidir: binalar yabancılar tarafından inşa edilmiş, burada dükkanlar ve atölyeler açılmış, yakınlarda kiliseler ve camiler ayakta kalmıştır. Cadde, Doğu ile Batı'nın buluştuğu bir yer olarak kabul edilir.
Burada bir insan akıntısı içinde yürürsünüz: sokak müzisyenleri, pastaneler, kitapçılar ve gece kulüpleri neredeyse günün her saati faaliyet gösterir. Caddenin altında dünyanın en eski yeraltı demiryollarından biri olan tarihi Tünel füniküleri gizlidir ve İstiklal'in kendisi boyunca retro bir tramvay çalışır. Vaktiniz azsa güzergahın bir kısmına binin ve geri yürüyün.
- Giriş: ücretsiz.
- Ulaşım: Taksim Meydanı'ndan aşağı yürüyün veya yolun bir kısmını retro tramvayla gidin.
- Püf noktası: hafta sonları kalabalık o kadar yoğundur ki yavaş yürümek zorunda kalırsınız.
Galata Mevlevi Müzesi
© Dosseman · CC BY-SAFotoğraf: Dosseman, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsGalata Mevlevi Müzesi, Mevlevi tarikatının üyeleri olan semazenlere adanmıştır. Bina uzun süre dergah olarak, yani İranlı şair Mevlana Celaleddin Rumi'nin takipçilerinden oluşan dini topluluğun ikametgahı olarak hizmet vermiştir. Bugün tarikatın merkezi Konya'dadır ve İstanbul dergahı bir müzeye dönüşmüştür.
Buradaki ana çekim, görkemli ahşap bir salonda icra edilen sema ayinidir. Bu danstaki her hareketin kendi anlamı vardır ve beyaz eteklerin dönüşü seyircileri herhangi bir konserden daha güçlü etkiler. Ayrıca dergahın gündelik eşyalarından oluşan bir sergi ve erken dönem kitap basımına ayrılmış ayrı bir oda görürsünüz.
- Giriş: ücretli, gösteri programını yerinde kontrol edin.
- Ulaşım: Tünel durağına tramvay veya füniküler, giriş Galip Dede Cd. tarafından.
- Püf noktası: odalar küçüktür ve gösteri günlerinde akşama doğru tıklım tıklım olur.
Galata Kulesi
© Melih1969 · CC BY-SAFotoğraf: Melih1969, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsGalata Kulesi, bir zamanlar İsa Kulesi olarak anılırdı ve Orta Çağ'da Galata tepesinde, daha eski bir surun yerinde Cenevizliler tarafından inşa edildi. Uzun tarihi boyunca gözlemevi, yangın gözetleme kulesi ve deniz feneri olarak hizmet verdi. Bugün şehrin başlıca seyir noktalarından biri; minareleri, köprüleri ve sokak ışıklarıyla tüm İstanbul buradan bir bakışta görülebiliyor.
Yukarıya asansörle ya da antik taş merdivenlerden çıkabilirsiniz ve bu seçimi önceden düşünmeye değer: asansör daha hızlı, merdivenler daha atmosferik. Üst katlarda bir restoran hizmet veriyor ve kulenin kendisi akşam geç saatlere kadar açık, bu yüzden burada gün doğumundan çok gün batımı izleniyor. Biletler sabit bir giriş saatiyle satılıyor.
- Giriş: ücretli, önceden bir saat dilimi alın ve on dakika erken gelin.
- Ulaşım: tramvayla Karaköy'e, ardından Galata'nın dar sokaklarından yukarıya.
- Önceden bilet: GetYourGuide'da Galata Kulesi biletleri
- İşin püf noktası: seyir terası küçük ve gün batımında düzinelerce kişi aynı anda korkulukta duruyor.
İkinci günü Galata'da bitirmek kolay olur, ama hâlâ enerjiniz varsa köprüye doğru yürüyüp karşıya geçin: oradan kule aşağıdan görünüyor ve suyun hemen kenarında balık restoranları hizmet veriyor. Karaköy'den tramvay ya da vapurla otele dönebilirsiniz.
İkinci gün önceden ayırtmaya değer tek şey kule çıkışı; geri kalan her şeyi akışına bırakıp rahatça sığdırabilirsiniz. Kapalıçarşı'nın akşam kapandığını unutmayın, bu yüzden bir halı ya da deri ürün seçmeye zamanınız olsun istiyorsanız müzelerden hemen sonra oraya gidin.
3. Gün: Kadıköy ve Prens Adaları
Üçüncü gün, İstanbul'un tamamen farklı göründüğü Asya yakasında zaman geçirirsiniz. Burada daha az anıt, ama daha çok gündelik hayat, vapurlar ve her yerde su vardır. Bu tür bir final, şehri yalnızca turistik merkez olarak değil, bir bütün olarak görmenize yardımcı olur ve eve dönüş öncesi size bir mola verir.
Kadıköy
© Kadı · CC BYFotoğraf: Kadı, CC BY (https://creativecommons.org/licenses/by/4.0), Wikimedia CommonsKadıköy'e Eminönü'nden veya Avrupa yakasından vapurla ulaşırsınız. Burada öne çıkan tarihi anıtlar yoktur, ancak Bizans manastırları, Rum ailelerin ahşap evleri ve avlulardaki yeşillikler günümüze ulaşmıştır. Bu semt, sıradan şehir hayatını görmek isteyenlerin tercihidir: pazar, pastaneler, kitapçılar.
Kadıköy'de tempo Sultanahmet'ten daha sakindir. Küçük bir kafede Türk kahvesi söyleyebilir, pazardan mevsim meyvesi deneyebilir ve su kenarında oturup vapurları ve karşıdaki eski şehrin siluetini izleyebilirsiniz. Akşamları sahil boyunca müzisyenler toplanır ve kıyı sokakları uzun bir gezinti yoluna dönüşür.
- Giriş: ücretsiz, vapur ulaşım kartıyla ödenir.
- Nasıl gidilir: Eminönü veya Karaköy iskelelerinden Kadıköy'e vapur, yolculuk yaklaşık yirmi dakika sürer.
- Püf noktası: burada görülecek çok fazla şey yok, burası müzeler için değil, yemek ve yürüyüş için bir gün.
Prens Adaları
© Kadı · CC BY-SAFotoğraf: Kadı, CC BY-SA (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0), Wikimedia CommonsKadıköy iskelesinden, arabaların olmadığı Prens Adaları'na vapur kalkar. Dokuz ada vardır, ancak dördü turistlere açıktır ve en büyüğü Büyükada'dır. Araba yasağı sayesinde burada yalnızca bisikletleri ve ayak seslerini duyarsınız, hava da merkeze göre belirgin şekilde daha temizdir. Adalarda atlı faytonlar 2020'den beri yasaklanmıştır.
Bizans döneminde prens aileleri buraya sürgüne gönderilirdi, adı da buradan gelir. Evler, farklı mezheplere ait kiliseler ve manastırlar günümüze ulaşmıştır; Büyükada'da bir seyir tepesine tırmanabilir veya adanın çevresini dolaşabilirsiniz. Hafta içi burası sakindir; hafta sonları tüm İstanbul buraya gelir, bu yüzden bir hafta içi günü seçin.
- Giriş: ücretsiz, yalnızca vapur için ödeme yaparsınız.
- Nasıl gidilir: Kadıköy iskelesinden Büyükada'ya vapur, ardından yürüyerek veya bisikletle.
- Püf noktası: hafta sonları vapurlar tıklım tıklım olur ve adada neredeyse hiç gölge yoktur.
Seyahatinize rehberli turlar ve biletler eklemek isterseniz, İstanbul için güncel seçeneklere göz atın.
Istanbul turları ve biletleri
Rehberli turlar, sıra beklemeden giriş biletleri ve etkinlikler — tekliflerin çoğu ücretsiz iptal edilebilir.
Tiqets üzerindeki teklifleri görHavalimanından merkeze nasıl gidilir
Eski Atatürk Havalimanı 2010'ların sonunda tarifeli uçuşlara kapatıldı, bu yüzden artık Avrupa yakasındaki yeni İstanbul Havalimanı'na inersiniz. Merkeze uzaktır: Sultanahmet'e yolculuk yaklaşık bir saat, Taksim Meydanı'na ise biraz daha kısa sürer. Kısa bir seyahatiniz varsa veya geç saatte varıyorsanız bunu akılda tutmakta fayda var. AB'den gelen düşük maliyetli havayolları genellikle şehrin ikinci havalimanı olan Sabiha Gökçen'e uçar.
En basit seçenek Havaist otobüsleridir: terminalden Taksim'e, Sultanahmet'e ve şehrin diğer bölgelerine giderler. İkinci seçenek, Gayrettepe'ye giden ve diğer hatlara aktarma yapılan metrodur; daha ucuzdur, ancak bagajla aktarma yapmayı gerektirir. Taksiler ve önceden rezerve edilen transferler daha pahalıdır, ama sizi doğrudan otelinize götürürler, bu da gece veya çocuklarla seyahat ederken pratiktir.
Uzun bir uçuştan sonra aktarmalarla uğraşmak istemiyorsanız, hazır bir seçeneğe bakın: özel havalimanı transferi.
Istanbul turları ve biletleri
Rehberli turlar, sıra beklemeden giriş biletleri ve etkinlikler — tekliflerin çoğu ücretsiz iptal edilebilir.
Kiwitaxi üzerindeki teklifleri gör⁉️🤔 Sıkça sorulan sorular
İstanbul için üç gün yeterli mi?
Eski şehrin ana görülecek yerleri, Galata ve Asya yakası için, arka arkaya her müzeyi gezmeye çalışmıyorsanız üç gün yeterlidir. Bir günü Sultanahmet'e, bir günü Kapalıçarşı ve Galata'ya, bir günü Kadıköy ve adalara ayırın. Çocuklarla veya sarayları ve sarnıçları acele etmeden gezmek için dört gün planlayın.
İstanbulkart gerekli mi?
Günde ikiden fazla toplu taşıma kullanıyorsanız evet. Kart tramvaylarda, metroda, otobüslerde ve vapurlarda geçerlidir ve tek bir kartla tüm grubunuzun yolculuklarını ödeyebilirsiniz. Her okutma para ayrı ayrı düşer, bu yüzden kartı tüm gün için yeterli miktarla yükleyin.
Gece havalimanından merkeze nasıl giderim?
Gece metro çalışmaz, bu yüzden seçenekler Havaist otobüsleri, taksiler ve önceden rezerve edilen transferlerdir. Otobüsler karanlıktan sonra da çalışır, ancak durağı önceden bulmanız gerekir. Geç saatte varıyorsanız, otelinize bir transfer alın: şoför sizi terminalde karşılar ve otoparkta araba aramak zorunda kalmazsınız.
Ayasofya ve Yerebatan Sarnıcı en az ne zaman kalabalık olur?
Açılış saatinde veya kapanmadan önceki son saatlerde gelin. Gün içinde kuyruklar uzar, özellikle sezonda, ve cuma günü öğle civarında bazı salonlar namaz için kapatılır. Sarnıç biletleri saat dilimine göre satılır, bu yüzden sabah erken bir saat dilimi girişte yarım saat kazandırır.
Asya yakasında bir günde neleri sığdırabilirim?
Kadıköy'e vapurla başlayın, pazarı ve sahil boyunu gezin, yerel bir kafede öğle yemeği yiyin ve öğle yemeğinden sonra Prens Adaları'na vapura binin. Büyükada'da merkezi gezmek ve seyir tepesine tırmanmak için üç saat yeterlidir. Gün batımından önce geri dönün.
Haritada üç günlük İstanbul güzergahı
Aşağıda bu güzergahtaki noktaların bulunduğu bir harita var, böylece anıtlar arasındaki mesafeleri ve yürüyüşlerinizin sırasını önceden tahmin edebilirsiniz. Otelden çıkmadan önce telefonunuzda açın ve gününüzü istediğiniz gibi planlayın.
İstanbul'da 3 günde gezilecek yerler
Haritadaki yerler
- 1Ayasofya 2020'den beri faal cami, kubbe ve altıncı yüzyıldan hristiyan mozaikleri
- 2Sultan Ahmet Camii Sultan I. Ahmed Camii, altı minare ve İznik çinileri
- 3Hürrem Sultan Hamamı Şehrin en eski faal hamamı, Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi için inşa edilmiş
- 4Topkapı Sarayı Boğaz kıyısındaki burun üzerinde sultan sarayı, harem, taht odası ve Aya İrini Kilisesi
- 5Yerebatan Sarnıcı Sütunlu ve Medusa başlı altıncı yüzyıldan kalma yeraltı su sarnıcı
- 6Şerefiye Sarnıcı Şerefiye Sarnıcı, Eminönü'nde cam bir pavyonun altındaki yeraltı sarnıcı
- 7Boğaz'da akşam turu Eminönü iskelesinden gün batımında saraylar ve camiler boyunca vapur turu
- 8Arkeoloji Müzesi Eminönü'nde üç koleksiyon, orijinal Sidon Lahdi ve antik tanrı büstleri
- 9Mozaik Müzesi Bizans imparatorlarının Büyük Sarayı'nın restore edilmiş taban mozaikleri
- 10Kapalıçarşı Kapalıçarşı, eski şehrin çatısı altında onlarca sokak ve binlerce dükkan
- 11Süleymaniye Camii İstanbul'un en büyük camii, medrese, mutfaklar, Süleyman ve Hürrem'in türbeleri
- 12Taksim Meydanı Şehrin ana meydanı, Cumhuriyet Anıtı ve Atatürk Kültür Merkezi
- 13İstiklal Caddesi Taksim'den Galata'ya bir buçuk kilometre, sokak müzisyenleri, dükkanlar ve nostaljik tramvay
- 14Galata Mevlevihanesi Mevlevi dervişlerinin yuvası, ahşap salonda sema ayini
- 15Galata Kulesi Şehrin başlıca manzara noktalarından biri, asansör veya merdivenle çıkış
- 16Kadıköy Asya yakası, pazar, kafeler ve eski şehir manzaralı sahil
- 17Adalar Arabasız adalar, en büyüğü Büyükada ve seyir terası
Kısaca: ne rezerve edilmeli
Üç gününüz varsa ve önceliğiniz merkezse, Sultanahmet'te konaklamak size saatlerce yolculuktan tasarruf ettirir: Trip.com'da İstanbul otelleri. Rehberli ve sıra beklemeden biletler istiyorsanız, turlara önceden bakın: GetYourGuide'da turlar ve biletler. Gece geç saatte varış, araba zaten bekliyorsa basit bir işe dönüşür: otelinize havalimanı transferi.
Konaklamanızı ve ilk gün biletlerinizi rezerve ederek başlayın; gerisi yolunda ilerledikçe yerine oturur: güzergah kompakt ve İstanbul'da ulaşım akşam geç saatlere kadar çalışır.


